Örümcek Ağı Modelli Yelek

Örümcek Ağı Modelli Yelek

Örümcek ağına benzeyen nefis bir yelek modeli.

orumcek-agi-modelli-yelek.jpg

Etiketler: , , , , ,

Yelek Modeli

Manken üzerinde daha iyi görebilirsiniz. Özel gecelerinizde giyebileceğiniz güzel bir model.

yelek-modeli011.jpg

Etiketler: , , , , ,

Saç Bakımında Bitkisel Tedavilerin Gücü

Saç Bakımında Bitkisel Tedavilerin Gücü

Bilimsel çalışmalar ve klinik deneyler; bazı bitki, bitkisel ürün ve besinlerin, erkek tipi kellik geni taşıyan kişilerde saç foliküllerini önce küçülten, sonra da öldüsac_boyama.jpgren bir testosteron türevi olan DHT”yi engellediğini göstermiştir.

Gerçekten, bazı bitkiler DHT” nin etkilerini sentetik tıbbi ilaçlar kadar etkili bir şekilde hatta bazı erkeklerde daha iyi bir şekilde engellemektedir.

Hastalıkları Önleme ve tedavi etmede, bitkisel ve besinsel müdahalelerin etkinliğini kanıtlayan en azından 20.000 bilimsel makale yayımlanmıştır.

Gazeteci ve yazar Nina L. Diamond Purify Your Body: Natura! Remedies far Detoxing from 50 Everyday Situations isimli kitabında şöyle yazmıştır: “Yaygın ilaçların yüzde 25”inden fazlası bitkilerden türetilmiştir ve yüzde 60”ında ek olarak bitki bazlı maddeler bulunmaktadır.

Beyin ve vücudu pozitif yönde etkileyen ya da iyileştiren daha başka birçok bitkinin kimyasal özelliklerini halihazırda biliyoruz. Bunlar, doğal tedavi yöntemlerinde kullanılmaktadırlar, ama henüz tıbbi olarak sentezlenmemişlerdir.”

Eğer bitkiler bu kadar işe yarıyorsa, ilaç şirketleri neden başka kimyasallar kullanarak onların sentetik versiyonlarını yaratmak ve onları reçeteli ya da reçete siz ilaç haline getirmek için bu kadar uğraşmaktadırlar?

Cevap çok basit: Bir bitki ya da besinin sahibi olduğunuzu iddia edemez ve sonra da onun patentini alamazsınız. Ekonomik nedenlerle ilaç şirketleri bu doğal maddeleri sentezlemekte, yepyeni, insan yapımı bileşimler yaratmakta ve böylece bu maddelerin ayrıcalıklı sahibi olduklarını iddia edebilmektedirler. İlaç şirketi yeni bileşimleri için bir patent alır ve patentin süresi dolana kadar geçen birkaç yıl boyunca o ilacı satan tek şirket olma hakkına kavuşur. Patent süresinin son bulmasından sonra diğer ilaç şirketleri de o ilacı üretebilir ve satabilirler.

Tıbbi ve iyileştirici özelliklerinin bilimsel olarak rapor edilmesi ve gittikçe daha fazla insanın sağlıklarını korumak için kullanmaya başlamasıyla, doğal formlarındaki bitki ve besinlerin rekabetiyle karşılaşan ilaç şirketleri, doğal, bitkisel ürünler satan departmanlar kurmuşlardır, Doğal olarak bu ürünlerin hiçbirine bir şirket tek başına sahip olamayacağından, piyasada sadece ilaç şirketlerinin değil, ilaç üreticisi olmayan, sadece bitkisel ürünler, vitamin, mineral ve diğer doğal besinsel tamamlayıcılar üreten şirketlerin de sayısız markası bulunmaktadır.

Diamond kitabında şöyle yazmıştır: “Sağlık konusunda, bitkisel ve besinsel müdahalelerin etkinliğini kanıtlayan en azından 20.000 bilimsel makale yayımlanmıştır. Avrupa”da, özellikle Almanya”daki bilim adamları, tıbbi araştırmacılar, doktorlar ve sağlık pratisyenleri, bu konuda Birleşik Devletler”in çok ama çok ilerisindedirler.”

Doğal sağlık savunucusu ve yazar John Robbins “Reclaiming Our Health” isimli kitabında şöyle yazmaktadır: “Alternatif tıp şekillerinin her biri kendine özgü olmakla birlikte, hepsi vücudun kendini tamir etme mekanizmalarına saygılıdırlar ve vücudun doğal ve kendiliğinden olan iyileşme zekasına yardımcı olmaya çalışırlar.”

Alternatif tıp, aslında bizim orijinal tıbbımızdır. Doğal tedaviler, zamanın başlangıcından beri tıbbın temel taşı olmuşlardır ve yaklaşık yüz yıl kadar önce modern ilaçların icadına kadar, bildiğimiz tek tıbbi yöntem onlardı. Elbette, sentetik tıbbi ilaçların çoğu önemli ve hayat kurtarıcıdır, fakat doğal tedavi yöntemleri de sağlığımız ve iyi olmamız için aynı derecede önem taşırlar.

Ayrıca bitkilerin ve besleyici maddelerin bütün güçlerine (bu yüzden etkilidirler) ve ilaçlar kadar dikkatli bir şekilde kullanılmaları gerekliliklerine rağmen, bu doğal tedavilerin sentetik ilaçlara göre daha az yan etkiye neden olma avantajları vardır.

Erkek tipi kelliğin önlenmesinde ve tedavisinde bitki, nebatat ve besleyici maddelerin oldukça etkili olduğu kanıtlanmıştır. Tek başlarına ya da tıbbi ilaçlar ve saç transplantasyonu ameliyatı gibi diğer yaklaşımlarla birlikte kullanılabilirler.

Önleme ve tedavi yönteminizi seçerken, doğal tıp konusunda bilgili bir doktora danışın.

Saç kaybı konusunda başka insanlara yardımcı olmaya başladığımda, onlara finasteride ilacıyla ilgili bilgi veriyor ve deneyimlerimi paylaşıyordum. Bu ilaca başladığımda, sadece Proscar adı altında prostat büyümesine karşı DHTyi azaltan 5 mili-gramlık bir hap şeklinde piyasada bulunuyordu. Şimdi, erkek tipi kelliğin önlenmesi ve tedavisi için 1 miligramlık haplar şeklinde Propecia ismiyle satılmaktadır.

Birçok kişi bana DHT seviyelerini düşürecek ya da DHT”nin saç foliküllerine etki etmesini engelleyecek, etkili doğal, bitkisel metotların olup olmadığını soruyordu. Birkaç doğal, etkin yol bulunmaktaydı. Onlara bu bilgiyi sağladım ve bitkileri finasteride ile birlikte kullandığımı ekledim. Bu şekilde saç kaybımı yavaşlatmış, saç çıkmasında artış görmüş ve hiçbir yan etki ile karşılaşmamıştım.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Kendinize Yakışanı Giyin

Kendinize Yakışanı Giyin

Kadın ve ModaVücudunuza hangi kıyafetlerin yakıştığını, hangilerinin yakışmadığını biliyor musunuz?

Kısa boyluysanız…

Pantolon: Eğer vücudunuzun üst kısmını uzun göstermek istiyorsanız düşük belli pantolonlar tercih etmelisiniz. Bacaklarınızı olduğundan uzun göstermek için ise yüksek belli ve düz inen pantolonlar seçin. Kontrast renklerden ve iri desenlerden kaçının. Canlı renkleri üstünüzle aynı tonlarda olmak kaydıyla rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Kadın ve ModaCeket ve gömlek: Fazla uzun veya belde biten kısa ceketlerden kaçının. Bele oturan ve kalça hizasında kalan modeller seçin. Düşük belli bir pantolon giymek istiyorsanız üzerine saçaklı, püsküllü veya payetli bir gömlek kullanabilirsiniz. Altla üst arasında renk kontrastları yapmayın, illa bir kontrast yapmak istiyorsanız, kumaş türü kontrastları uygulayın: ipek bir elbise üzerine jean ceket gibi.

Elbise: Tek renk ve düz kesim elbiseler silueti daha uzun gösterir. Ayrıca kadınsı ve seksi kesimleri de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Etek boyu baldırların ortasına hatta topukların hemen üstüne kadar inebilir.

Kiloluysanız

Pantolon: Pantolonlarınızı mümkün olduğunca krep gibi dökümlü kumaşlardan seçin.

Üst: Özellikle pantolon üzerine, bacaklarınızın üst kısmına dek inen uzun tunikler giyin. Göz alıcı, dikkat çekici büyük desenler yerine tek renk ve koyu tonları tercih edin. Dekolte kullanmaktan kaçınmayın ama kalın ve belinizi saran kemerlerden Kaçının!

Ceket: Dökümlü kumaşlardan olanları tercih edin; mümkünse önünü iliklemeden giyin. Ceketlerinizde büyük vatkalar yerine daha küçük, omuzlarınızı hafifçe yükseltecek vatkalar kullanın.

Elbise - etek: Asla vücudunuzu sarmamalı, streç kumaşlara veda edin! Vücuda yapışmayan, uçuşan kumaşlar idealdir. Renk olarak daha çok tek renk ve koyu tonlar kullanın. Emprime seviyorsanız minik desenlileri tercih edin. Etek boyu baldırlarınızın hemen altına dek inmeli; daha uzun boylar da rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Geniş kalçalıysanız…

Pantolon: Geniş pantolonlarla kalçalarınızı kamufle etmeye çalışmayın. Dökümlü kumaştan dikilmiş, düz kesim pantolonlar giyin. Her zaman koyu ve tek renk tercih edin. Asla ve asla tayt giymeyin!

Üst: Üstünüz ince ve kalçalarınız genişse, vücudunuzdaki bu farkı yok etmeniz gerekiyor. O halde, dikkati vücudunuzun üst kısmına çekecek tarzda gömlek, kazak, tişört giymekte tereddüt etmeyin. Çiçekler, geometrik şekiller, karışık renkler, hatta büyük aksesuarlar kullanın, minik dekolteler uygulayın. Göz ve dudak makyajına ağırlık verin.

Elbise - etek: Eteklerinizde dökümlü kumaş ve nötr renkler (siyah, gri, bej gibi) kullanın. Verev kesim ve büzgülü modellerden kesinlikle kaçının. Bel oyuğu kalçanın hemen üzerinden başlayan kesimler tercih edin. Elbisede dikkat etmeniz gereken nokta, göğüslerinizi belirginleştirmek, kalçanızı ise saklamaktır. En doğru model, bel hattı olan ama bele fazla oturmayan, kalça yuvarlağını çıkarmayan düz kesimlerdir. Diz altı etek boyu en ideal olandır.

Kaynak: Trendy Dergisi/hurriyet.com.tr

Etiketler: , , , , , , ,

Çocuğunuzu Övmenin Faydaları

Çocuğunuzu övmeniz büyük fark yaratır!

cocuk-egitimi.jpgEbeveynler genellikle çocukları sözlü olarak övmenin ve gülümseme ya da kucaklama gibi diğer sosyal ödüllerin çocuk yetiştirmedeki önemini gözden kaçırırlar. Ebeveyn olarak övgünün
dikkat çekici şekilde iyi davranışlar ya da çocuğun muhteşem bir performansı için saklanması gerektiğine inanabiliyoruz. Çoğu zaman çocukların sessizce oyun oynamak ya da şikayet etmeden ev işlerine yardımcı olmak gibi iyi davranışlarını övme gereği duymuyoruz.
Oysaki araştırmalara göre, olumlu davranışların ilgi ve övgü görmemesi çocukların olumsuz davranışlarını arttırmaktadır. Aslında övgü ve cesaretlendirme, yeni bir beceriyi öğrenirken çocuğun attığı küçük adımları yönlendirmek, olumlu benlik algısını teşvik etmek ve çocukların zor işler karşısında kararlılıkla devam edebilmelerini sağlayan motivasyonu onlara sunmak için kullanılabilir. Maddi ödüllerin aksine, övgü ve diğer sosyal ödüller bakımından sınırsız bir kaynağa sahibiz. Çocukların olumlu davranışlarını övgüyle teşvik etmek çok az vakit gerektirir. “Sessizce oyun oynamana bayılıyorum. Kızıma bakın ne kadar büyümüş” türünden basit bir cümle ya da zamanlaması doğru, içten bir sarılma övgü için ihtiyacınız olan tek şeydir.
Bazı ebeveynler çocuklarını övmeyi nasıl ya da ne zaman yapacaklarını bilmedikleri için çocuk yetiştirmede çok faydalı olan bu yöntemi kullanmazlar.  Oysaki denediğiniz de görürsünüz ki övgü gibi sosyal ödüller kullanmak ve çocuklara olumlu anlamda ilgi göstermek çocuk davranışlarında kısa sürede büyük etkiler yaratmaktadır.
Çocuğunuzu Överken Dikkat Etmeniz Gereken Noktalar:
* Övgü Belirgin Olmalı
Bir yorumun diğer bir yorumla arka arkaya hızlıca sıralandığı övgü şekli bulanıktır ve çok işe yaramaz. Örneğin, “Harika yaptın… Harika çocuk… Süper… Çok güzel…” şeklindeki övgüler övmeye çalıştığınız davranışı açıklamamaktadır.
Açıklayıcı şekilde övmek daha etkilidir. Övgülerde, davranışı isimlendirerek açıklamalısınız. “İyi çocuk…” gibi bir övgü yerine “Senden rica ettiğimde oyuncaklarını topladığın için iyi bir çocuksun” ifadesi daha doğrudur. Olumlu davranışları açıklamanız çocuğunuzun hangi davranışların önemli olduğunu tam olarak anlamasına yardımcı olur.
* Doğru Davranış Övülmeli
Övgünün uygun davranışın ardından gelmesi kritiktir. Paylaşma davranışı için övgü çocuğunuz oyuncağını arkadaşıyla paylaştığı sırada verilmeli. Eğer çocuğunuz davranışın bütününe bakıldığında olumsuz bir şey yapıyorsa davranışın olası olumlu yönleri de dahil hepsini görmezden gelmek daha doğrudur. Ece, Can ile boya kalemlerini paylaşıyor ama bunu evin duvarlarını çizmek için yapıyorsa övgü almaması daha doğrudur.
* İstekli Olun
Bazı övgüler etkisizdir çünkü sıkıcı bir ses tonuyla hiç göz teması kurmadan ve gülümsemeden yapılmıştır. Aynı kelimeyi arka arkaya düz ve isteksiz bir ses tonuyla söylüyorsanız bu çocuğunuz için teşvik edici olmaz.
Övgü sözcüklerinin etkisi sözsüz yöntemlerle artırılabilir. Çocuğunuza
gülümseyin, onu gözlerinizdeki sıcaklıkla sarın ya da onun sırtını sıvazlayın. Övgü enerji dolu bir şekilde, özenle ve içtenlikle söylenmeli.
* Övgü Anında Verilmeli
Bazen övgü, olumlu davranış gerçekleştikten saatler hatta günler sonra verilmektedir. Maalesef ki, övgü cümleleri zamanla teşvik edici etkisini kaybetmekte ve yapay durmaktadır. Hiç övmemektense gecikmeli de olsa övmek elbette ki daha iyidir ama en etkili övgü şekli olumlu davranışın gerçekleştiği 5 saniye içerisinde verilen övgüdür.
* Bir Davranışın Fark Edilmesi için Mükemmel Olması Gerekmez
Bir davranışı övgü ya da olumlu anlamda ilgi görmesi için mükemmel olması gerekmez. Aslında çocuklar bir davranışa ilk kez eğilim gösterdiklerinde, hedefe ulaşana kadar geçilen her küçük adımda teşvik edilmeye ihtiyaç duyarlar. Diğer türlü, yani övgü alabilmek için yeni davranışı ustalıkla sergileyene kadar beklemeleri gerektiğinde yeni davranıştan tamamen vazgeçebilirler. Yol boyunca attığı her küçük adımda çocuğu övmek gösterdiği çaba ve öğrenme azmi konusunda onu teşvik eder. Bu sürece “şekillendirme” denir ve çocuğu başarıya hazırlar.

Gelişim Uzmanı Psikolog Sinem Olcay

Etiketler: , , , , ,

Sivilce (Akne Vulgaris)

Sivilce (Akne Vulgaris)

Sivilce, dermatolojik adıyla akne vulgaris, toplumda en sık karşılaşılan cilt hastalığıdır. Özellikle ergenlik dönemindeki gençlerde % 80-90 oranında sivilce.jpgrastlanmaktadır ve hemen hemen herkes hayatı boyunca en az 3-5 kez sivilce çıkarmaktadır.

Bu sık görülen hastalık hem fiziksel olarak görüntüyü bozmakta hem de bu görüntü bozukluğu psikolojik bozuklukların artmasına neden olmaktadır. Tedavi edilmediği takdirde uzun yıllar, hatta bir ömür boyunca devam edebilen bir hastalık haline dönüşmektir.

En sık karşılaştığımız 12-18 yaş gurubundan başlayarak, uygun tedavi alışkanlıkları ve tedavileri, hastanın cilt tipine ve hastalığın şiddetine göre uygulanmalıdır. Sivilce sadece yüz bölgesinde değil aynı zamanda sırt, göğüs, boyun gibi vücudun diğer bölümlerinde de çıkabilir.

Aknelerinizden kurtulmak için ne yapabilirsiniz ?
Yardım için bir eczacıya veya doktorunuza başvurmanın yanısıra, aknenizi etkileyecek şeylerden uzak durarak da kendinize yardım edebilirsiniz.

Sadece yıkamak tek başına akneyi iyileştirir mi ?
Sadece yıkamak aknenizi iyileştirmeyecektir. Tüm yaptığı deri yüzeyini
Yazının devamını okuyun »

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Sağlık Hakkında Basit Fakat Önemli Birkaç Öneri

 Sağlık Hakkında Basit Fakat Önemli Birkaç Öneri

Su ve Tuz İhtiyacı

sagliklivebeslenme.jpgSıcakların rekor dereceye yükseldiği bu günlerde bol bol terliyor ve bol bol su ve meşrubat içiyoruz. Peki tuz almaya özen gösteriyor muyuz? Ter bol miktarda tuz içerir. Aşırı miktarda terleyince su ile birlikte vücuttaki tuz miktarı de azalıyor. Tuz almaksızın su ve meşrubat içtiğimizde kandaki yoğunluk düşer. Böylece hücrelerin içine su girişi olur ve hatta hücreler patlayabilir de. Su zehirlenmesi denilen bu tablo ölüme bile yol açabilir. Bol su içiyorsanız tuzu da ihmal etmeyin.

Sigara İçenler C Vitaminini İhmal Etmemeliler

En doğrusu sigarayı hiç içmemek ama bu başarılana kadar bazı önlemlerle zararı azaltmak da gerekiyor. Sigara içilmesi vücutta C vitamini tutulmasını olumsuz etkiler. Böylece sigara içenlerde C vitamini eksiklikleri oluşabilir. Bu nedenle sigara içenlerin taze sebze ve meyva ile ya da ilaç şeklinde C vitamini almaları doğru olacaktır. Ayrıca sigaranın vücutaki olumsuz etkilerinin bir kısmını, C vitamininin antioksidan etkisi ile azaltmak da mümkündür. Ancak bütün bunlardan arda kalan zararların da büyük olduğunu unutmayın

Gebeler, iyi pişmemiş etten uzak durun

Toksoplazma adı verilen parazit bebeklerin sakat
Yazının devamını okuyun »

Etiketler: , , , , , , , , ,

Kakao İle Beyninizi Güçlendirin

 Kakao İle Beyninizi Güçlendirin

Kakaoda bulunan “flavanol”ün, beyine daha fazla oksijen gitmesini sağladığı belirlendi

kakao.jpgAmerikan Bilimsel Gelişmeler Derneği’nin yıllık toplantısında bir rapor sunan Nottingham Üniversitesi’nden Ian MacDonald, bir antioksidan olan ve kakao çekirdeğinde bulunan Flavanol’ün, beyine fazla oksijen gitmesini sağlamasının, ileri yaşlardaki bellek sorunlarını azalttığını söyledi.

Harward Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Norman Hollenberg de, Panama’daki Kızılderili kabilesi “Cuna”lar üzerinde yapılan incelemelerde, kakaonun doğal biçimini tüketmelerinden ötürü benzer sağlık işaretleri gözlendiğini bildirdi. Çikolatanın tatlı bir gıda olmasından ötürü ortaya çıkan kalori sorunundan ötürü, yoğun çikolata tüketimi tavsiye edilmiyor, kakao öneriliyor. Ancak kakaoların büyük bölümü de, verdiği keskin tattan ötürü, flavanol düzeyi azaltılarak piyasaya sürülüyor. Bu nedenle yurtdışındaki kimi firmalar, flavanol içeriği yüksek siyah çikolataları piyasaya sürmeye hazırlanıyor.

Etiketler: , , , , , , , ,

Bebek Gibi Bir Yüz İçin Maskeler

 Bebek Gibi Bir Yüz İçin Maskeler

İşte size bebek gibi bir yüze sahip olmanın yolları. Evde kolayca bulabileceğiniz yuz_bakimi.jpgmalzemelerle hazırlayabileceğiniz bu karışımları deneyerek farkı görebilirsiniz.
Yüz için nemlendirici maske

Malzemeler: Yumurta sarısı + süt
Hazırlanışı: Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika bekleyin. Ardından kağıt mendille silerek temizleyin. Daha sonra sırasıyla, ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.
Ne işe yarıyor: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa bu maske sizin için birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı cildinizi beslerken, süt nemlendirecek, yumuşaklık verecek ve sıkılaştıracak.

Ne zaman kullanmalı: Bu maskeyi haftada bir kez uygulamak yeterli.

Siyah noktaların sonu geliyor

Malzemeler: Limon suyu + yoğurt
Hazırlanışı: Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.

Ne işe yarıyor: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir ve yağ miktarını dengeler.

Ne zaman kullanmalı: Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.

Sivilceler için karnabahar

maske.jpgMalzemeler: Karnabahar + Zeytinyağı
Hazırlanışı: Sekiz adet karnabahar yaprağını iki kaşık zeytinyağı ile beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler üzerinde daha yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve yüzünü ılık suyla temizleyin.

Ne işe yarıyor: Karnabahar yapraklarının temizleyici fonksiyonu vardır.

Ne zaman kullanılmalı: Haftada bir ya da iki kez.

Kırışıklara karşı maske

Malzemeler: Kaymak + Elma
Hazırlanışı: Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü kapatın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.

Ne işe yarıyor: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastikiyet kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri kalması için önemli etken.

Ne zaman kullanmalı: Haftada bir kez.

Yağlı ciltler için

Malzemeler: Bal + süt + limon suyu
Hazırlanışı: Bir fincan içinde bir kaşık balı, bir kaşık limon suyunu ve kıvamın koyuluğunu bozmayacak miktarda sütü karıştırın. Karışımı yüzünüze ve boynunuza yayın ve hafifçe kuruyana kadar bekleyin. Maskeyi nemli bir sünger yardımıyla silerek temizleyin.

Ne işe yarıyor: Bal cildi yumuşatır ve limon suyunda bulunan aktif maddelerin daha iyi emilmesini sağlar. Bu maddeler de cildin yağ salgısını dengeler, fazla yağ salgısı sonucu oluşabilecek sivilceleri önler.

Ne zaman kullanılmalı: İhtiyaca göre 10 - 15 günde bir tekrarlayabilirsiniz.

Etiketler: , , , , , , ,

Sağlık Hizmetleri ve Tıbbi Gerçekler

Hastalık yoktur, hasta vardır.

Tıp fakültesi 1. sınıf deontoloji dersi bu özdeyiş ile başlar.

tip.jpgHer hastanın kendi başına, önyargılardan uzak, herhangi bir sınıflamaya tabi tutulmadan değerlendirilmesi gerektiği anlatılır. Ancak 3.sınıfta klinik bilimlere giriş ile birlikte hasta unutulur, hastalıklar ön plana çıkar. Bu durum ne yazık ki hekimin meslek hayatı boyunca devam eder. Çünkü okulda öyle görmüştür. Tüm branşlarda uluslararası tıp dernekleri sürekli hastalıkları sınıflandırır. Olmazsa olmaz kurallar koyar. Bu kriterlere uymayan hastalar bazen hastadan sayılmaz. Anlaşılamadık her hasta sinir hastası ya da psikolojik damgası yer. Nevrotik (sinirsel) ya da anksiyöz tabir edilen bu insanlar, “nasıl olsa tedavisi yok yazalım bir depresyon ilacı” denip gönderilir.

Sonuç olarak halen hekimlerin hastalarını görürken yaptıkları en önemli hata, hastaları hastalık yönünden sınıflamak ve hastaları bir hastalığa uydurmak zorunda olduklarını düşünmeleridir.
Vücut bir bütündür. Hastalık bu bütüne aittir. Her insanın hassas olduğu bir bölge vardır. Vücut bütünlüğü dengesi bozulduğunda, yakınmalar hassas olan bölgeden başlar. Dolayısıyla midesi ağrıyan insanın asıl sorununu midesinde değil genelinde aramak gereklidir.

Vücut çalışması beynin kontrolü altındadır. Yıllar boyunca bilinmeyen özelliklerinin çokluğu nedeniyle hastalıklar, beyin gözardı edilerek tedavi edilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle tedaviler beyin özelliklerine göre değil sonuca göre şekillenmiştir. Örneğin; hipertansiyon hastalığının asıl nedeni, sinirsel ve hormonal yollarla vücudun çalışmasını düzenleyen hipotalamus adı verilen beyin bölgesinin anormal çalışmasıdır. Hipotalamus ise tibbi.jpgbeynin diğer bölümlerinin etkisiyle çalışmasını düzenler. Beynin çalışma özellikleri kalıtım ve çevre faktörlerinin etkisiyle belirlenir. Beyin çalışması duyarlı olan bir insan, çevresel faktörlerin de etkisiyle hipertansiyon hastalığı geliştirebilir. Astım, diyabet, depresyon, panik atak, epilepsi, migren, kolesterol yüksekliği vb.. uzun süreli olan hemen tüm hastalıkların kaynağı beyindir.

Beynin temel görevi vücudun dengeli çalışmasını sağlamaktır (homestaz). Bu dengenin bozulması allostaz olarak adlandırılır. Allostaz, uzun süreli var olan tüm hastalıkların esas nedenidir. Hastalıklar, her insanın kendi genetik ve çevre faktörlerine bağlı olarak, allastaz etkisiyle ortaya çıkar. Tedavilerde amaç allostaz mekanizmasını geri döndürmek olmalıdır.
Son yıllarda tıpta sağlanan gelişmeler allostaz tedavisinde aşamalar kaydetmiştir. Örneğin, QEEG (beyin haritalama) yöntemi ile allostaza neden olan beyin duyarlılıkları ya da beyin çalışma bozuklukları artık gösterilebiliyor. Nöroterapi yöntemi beyin duyarlılıklarını azaltarak vücut kontrolünün daha iyi yapılmasını amaçlıyor. Bu örneklerden biridir. Halen uygulanan tedavi yöntemlerine soğuk bakan kimi insanlar alternatif tıp yöntemlerine ilgi duyuyorlar. Tarih boyunca tıp dışında gelişen tüm yöntemlerin amacı beyne ulaşmak olmuştur. Meditasyonlar, yoga, reiki, biyoenerji, akupunktur… yöntemlerinde amaç beyin duyarlılığını azaltmak, beynin çalışmasını düzeltebilmektir. Tıp içinde, son yıllardaki gelişmeler ışığında ortaya çıkan en iyi yöntem nöroterapidir. İlaçsız bir tedavi yöntemi olan nöroterapi, dünta çapında nörolog, psikolog ve psikiyatristlerin gideredk ilği gösterdikleri bir yöntemdir. EEG biofeedback ya da neurofeedback diğer anılan adlarıdır. Tedavide amaç, QEEG ile saptanan anormal beyin çalışma özelliklerini beynin öğrenme gücüyle normale döndürmektir.

Günümüzün büyük hatası, aklı gözardı ederek tedavi yapmaktır (MÖ400) SOKRATES

Sağlık hizmetlerinde yapılan en büyük hata, doktorun hastayı bütün olarak değil, kalp, ciğer, kulak ya da mide olarak görmesinden kaynaklanır. Sağlık hizmetlerinin sorunu, hekimlik mesleğinin sanat değil iş olarak görmesidir. Hasta görüşmeleri tamamen sistematize edilmiş, bu hastalığa bu ilaç yazılır mantığı gelişmiş, doktorların hareket alanları kısıtlandırılmış, hizmet mekanik hale getirilmiştir.

Tedavi yöntemi, hekimlik sanatının uygulanmasıyla ortaya çıkan doktor taktiriyle biçimlenir. Bugün hekimler, sosyal güvenlik kurumlarının karşılamadığı tedavi yöntemlerini ne yazık ki kullanamamaktadırlar. Çünkü insanlar, yanlış sağlık politikaları sonucu sağlık hizmetlerinden ücretsiz faydalanmaya alıştırılmışlar. Ancak alıştırıldıkları bu sistem onlara zarar getirmektedir. Hekimliğin temeli insanları bilinçlendirmekle başlar. Yani koruyucu sağlık hizmetleriyle. Temel hizmetleri ücretli, tedavi hizmetleri bedava verilmesi sonucu hasta sayısı artmakta, ülke olanakları boşa harcanmaktadır.

Artık hastalar, ömür boyu ilaç kullanımına mahkum edilmemelidir. Hekimler hastalıkları belirti olarak kabul edip nedene yönelik tedaviler yapmalıdır. Tedaviler sonuca göre değil, vücut bütünlüğünü korumaya yönelik olmalıdır. Hastalıklar değil hastalar tedavi edilmelidir. Doktorlar reçetelerini ilaç tanıtım elemanlarının söylediklerine göre değil, kendi araştırmaları sonuçlarına göre yazmalıdır. Şu anda rutine binmiş olan tansiyon düşürücü, antibiyotik, kolesterol düşürücü ya da depresyon ilaçlarının gerçekten hastalara faydalı olup olmadığı konusunu sorgulamalıdır.

Beyin, nöroterapi, QEEG ve allostaz ile ilgili ayrıntılı bilgiler www.beyindoktoru.com adlı sitede bulabilirsiniz.

Dr Güçlü ILDIZ
Nöroloji Uzmanı
İstanbul- 11-07-2007
www.beyindoktoru.com

Etiketler: , , , , , , ,